AR-GE rüzgarı küreselde Türkiye'ye fark attıracak

Küresel arenada sürdürülebilir büyümenin ardındaki itici gücü temsil eden AR-GE’ye ayrılan pay giderek artıyor. Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’in yarışı önde götürdüğü AR-GE harcamaları bilgi ekonomisinin önemine; dolayısıyla imalat ve hizmet ekonomisindeki çarpıcı dönüşüme de dikkat çekiyor. 2023 yılında AR-GE harcamalarını 60 milyar dolara çıkarmayı hedefleyen Türkiye; 330’u geçen AR-GE merkezi, 30 binin üzerinde AR-GE personeli ve açıklanan reform paketleri ile dış rekabetteki elini güçlendirme iddiasında… 

Yeni ürün geliştirilmesi, ürün kalitesinin ve standartının yükseltilmesi, maliyet düşürücü yeni tekniklerin ve yeni üretim teknolojilerinin geliştirilmesi gibi temel sınırları içeren AR-GE, küresel rekabet ortamının da etkisiyle sözlük tanımına yeni özellikler ekliyor. Uzun yıllar masraf kalemi olarak görülen AR-GE, bilgi ekonomisinin en güçlü aktörü sayılıyor. Küresel rekabette sürdürülebilir büyümeyi sağlayan itici güçlerden olan AR-GE’nin, Türkiye’de de son yıllarda daha çok dile getirildiği ve AR-GE'ye ayrılan bütçelerin giderek büyüdüğü dikkat çekiyor. 

Geçen yıl 14 binden fazla projeye, 5 bini aşan patente imza atılan Türkiye’de 1998 yılında Gayri Safi Yurt içi Hasıla (GSYİH) içinde binde 5 olan AR-GE harcamalarının payı, bugün yüzde 1,07 seviyesine yaklaştı. Türkiye’nin 2023 yılı hedefinde; bu oranın yüzde 3’e, AR-GE harcamalarının ise 60 milyar dolara çıkarılması yeri alıyor. 

Türkiye’de bilgiyi ticarete dönüştürmek amacıyla kurulan AR-GE merkezlerine baktığımızda ise son yıllarda bu merkezlerin sayısında önemli artışlar olduğu görülüyor. 2015’te 232 adet olan özel sektör AR-GE merkezi sayısı, bugün itibarıyla 334’e ulaştı. İstihdam edilen personel sayısı da 30 bini aştı. Sektörel bazda mercek altına alındığında, en çok AR-GE odaklı çalışan sektör, otomotiv yan sanayisi olarak karşımıza çıkıyor. Otomotiv yan sanayisi, 62 adet AR-GE merkeziyle açık ara önde yer alıyor. 104 adet AR-GE merkezinin yer aldığı İstanbul ise, AR-GE şehirleri sıralamasında listenin en başında. Ankara ise, 39 AR-GE merkezi ile listenin üçüncü sırasında bulunuyor.

Bu gelişmeler yaşanırken AR-GE alanındaki yeni dönüşümler dikkat çekiyor. Türkiye’de AR-GE, inovasyon ve tasarım çalışmalarının artırılmasına yönelik yeni proje ve yasa tasarıları hazırlanıyor. “AR-GE Merkezleri ve Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Sınai Mülkiyet Kapasitelerinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında geçtiğimiz günlerde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen “Sınai Mülkiyet Yasa Tasarısı” özel sektör için oldukça önem taşıyor. Sistemin işlemesi için dönüm noktası olarak, yorumlanan bu çalışmayla, küresel ekonominin en önemli dinamolarından biri olan inovasyonun sınai mülkiyet hakları güvencesinde geliştirilmesi hedefleniyor.

50 bin yerli patent başvurusu, Türk tasarımı imajının küreselde yerleşmesi, Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 50’sine denk gelen fikri ürün portföyünün oluşması ve 10 küresel markanın ortaya çıkarılması gibi hedefleri de listesine alan Türkiye,  küresel pazarlarda rekabet edebilmenin formülünü AR-GE, tasarım ve inovasyon üzerine kuruyor. 

Haberin devamına www.aso.org.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.